Nicanor Parra Kimdir

105 Okundu

Nicanor Parra


Aslen fizik ve matematik profesörü olan Nicanor Parra şiiri halk diliyle buluşturmak, şiirle her şeyi ve hiçbir şeyi anlatabilmek istiyordu. Gayesi aslında kendisinden sadece beş ay daha büyük olan Orhan Veli’den (her ikisi de 1914 doğumludur) çok da farklı değildi: Şiiri “şairâneden” arındırmak. Yani şiirin itibarını değil elbette, şiirselliğin debdebesini sabote ediyordu Parra. Ve tıpkı küçük kız kardeşi, Latin Amerika’nın efsanevi halk ozanı Violeta Parra’nın şarkıları misali insan, doğa ve toplum ilişkisini basit bir dille şiire dökebilmenin yollarını arıyordu.


Parra’yı en iyi tanımlayanlardan biri ise Şilili yazar Roberto Bolaño. 1999’da bir televizyon söyleşisinde Parra’nın “en sevdiği şair” olduğunu ilan eden Bolaño, “O günbatımları ya da ufuk çizgisi üzerinde kadın konturları yerine yemeklerden, ardından da tabutlardan ve tabutlardan ve de yine tabutlardan söz ediyor” diyor. Sonra da “Manifesto” şiirini örnek göstererek, şunu da vurgulamadan geçemiyor: “Antişiir şiirdir, bunda hiç şüphe yok. Nicanor’un antişiirsel manifestosu olabilecek en saf şiirdir”.
Parra, 1990 yılında yayımlanan nehir söyleşisinde şaşırtıcı bir detay paylaşarak, antişiirlerini ilk okuyanlardan birinin ve hattâ en büyük destekçisinin Neruda olduğunu söylüyor. Şöyle anlatıyor Parra


“40’lı yılların sonlarına doğru Neruda beni ve [bir diğer şair dostu olan] Juvencio Valle’yi Isla Negra’da hafta sonu ziyaretine davet etti. Antişiirleri orada ilk kez okudum ve sempatiden ziyade kahkahaya yol açtılar. Pablo çok ilginç bir şekilde tepki verdi: Kafese tıkılı bir ayı gibi bir o yana bir bu yana yürüyor, burnunu kaşıyor, bana bakıp bunu nasıl yaptığımı, hiçbir şeyin şiirini nasıl yazdığımı soruyordu. Sonunda şöyle dedi: ‘Eğer bunu bir kitap boyunca yaparsan, o zaman bir şeyler olacak’. Neruda’nın tepkisi olumluydu, çünkü o olmasaydı Şiirler ve Antişiirler de olmazdı.”


Parra şiirlerini tam 17 yıl boyunca tek tük görücüye çıkarmanın dışında kitap haline getirmekten çekinmişti. Bu çekincesinin ardında, “nasıl direnç Ohm ile ölçülüyorsa, şiirlerin değerinin Neruda ile ölçüldüğü” ve yaptığının bunun fersah fersah uzağında olduğu bilinci yatıyordu. Şiirlerinin birçoğu, daha çok Federico García Lorca’dan esinlenen ilk kitabı Adı Konmamış Şarkılar’ı (Cancionero Sin Nombre) yayımladığı 1937 yılı ile 1940’lı yıllarının başlarında yazılmıştı. İlginç bir şekilde Türkiye’deki Birinci Yeni akımıyla sadece edebi açıdan değil, dönemsel olarak da örtüşüyordu.

Ancak Parra şiirlerini 40’lı yıllar boyunca yayımlamaya direnecekti. Aslında belki de edebi talihini bu bekleyişe borçluydu. Nitekim 1949’da Oxford Üniversitesi’nde kozmoloji okumak için İngiltere’ye taşındı ve “antişiir” sıfatını da ilk kez orada “icat etti”. Parra, 1949 ya da 1950’de sokakta bir kitapçı ararken dönemin Fransız şairlerinden Henri Pichette’in şiir derlemesi için kullandığı Apoèmes, yani “şiir olmayan/şiirden yoksun” başlığının gözüne çarptığını ve bunun daha sonra kendisine “antişiiri” çağrıştırdığını anlatıyor. “[Antişiir sıfatı] daha sonra aklıma geldi, yani ben eseri en başından itibaren açıkça ifade edilmiş bir teoriye göre yazmadım” diyor Parra. Şiirleri adını çağırmış ve adeta kozmolojiden öykünerek o yılların hararetli tartışma konusu, madde ve antimadde zıtlığının edebiyattaki alter egosunu temsil etmeye yeltenivermişlerdi sanki.


Çalkantılı 80’li yılların ardından Parra 90’lı yılların sonunda ve 2000’li yıllarda kitaplarının çevrilmesiyle dünyada daha geniş bir okuyucu kitlesi tarafından ilgi toplayacaktı. 2011’de 97 yaşındayken İspanyolca edebiyatın en prestijli ödülü Cervantes’e layık görüldü. Ödülü kabul eden torunu Cristóbal, büyükbabasının şükranlarını yine antişiirle ve jüriyi kahkahaya boğarak sundParra hayata belki veda etti ama ölümü bile asla ciddiye almadı ki. 80. yaş günü için yayımlanan özel bir televizyon programında – ki programın sunucusu Neruda’nın Postacısı romanının ve yukarıda Parra’nın 1988 referandumuna etkisine dair değindiğimiz Gökkuşağı Günleri’nin yazarı Antonio Skármeta’dan başkası değildir – ölüme ilişkin bir soruyu şöyle yanıtlıyor Parra:

“Elbette ki ölümden sonrası için de bir projem var: Yeniden dirilmek.”

Facebook Comments
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir