Marlon Brando’nun Oscar Protestosu

126 Okundu

Marlon Brando’nun Oscar Protestosu

Ödülü almayacağını önceden açıklamayan usta oyuncu Marlon Brando, 27 Mart 1973’te düzenlenen 45’inci törene kendisi gitmedi. Yerine 26 yaşındaki Sacheen Littlefeather (Küçüktüy) adında genç bir Kızılderili asıllı oyuncuyu (asıl adı Maria Cruz) göndermiştir. Sahneye Kızılderili kıyafetleriyle çıkan Littlefeather, Brando’nun ödülü, ABD’nin Kızılderililere yaptığı katliamları protesto etmek amacıyla reddettiğini açıkladı.

Tören gerçekleştiği zamanlarda Brando’nun, Kızılderili bölgesinde bir yerli kayığı ve yerli arkadaşları ile balık tuttuğu söylenir.
Şu kaydı da düşmeliyiz: Marlon Brando’ya bu protestosu için, ABD’nin gerçek yüzünü, katliamcı eylemlerini tüm dünya toplumlarına göstermesi dolayısıyla insanlık onuru adına teşekkür etmeliyiz. Dün Vietnam’da, Hiroşima’da, Nagazaki’de bu gün ise askeri üstlerinin bulunduğu tüm kara parçalarında, savaş gemilerinin yüzdüğü tüm denizlerde ABD, insanlık suçu işlemeye, sivilleri öldürmeye devam ediyor.


Oscar’ı ilk reddeden kişi Brando değil, bir yazardı. Dudley Nichols, 1935 yılında “The Informer” adlı filmin senaryosuyla kazandığı Oscar’ı kabul etmedi. Nichols’ın ödülü reddetmesinin nedeni Yazarlar Birliği’nin grevde olmasıydı. Oscar’ı reddeden isimlerden biri de ABD’li oyuncu George Campbell Scott oldu.

Sahnede mektubu okudu

Littlefeather, 60 saniyeden uzun konuşursa güvenlik tarafından dışarı çıkarılacağı konusunda uyarıldığı için Brando’nun kaleme aldığı mektubun bir bölümünü sahnede okudu ve süresi dolunca da basın odasında metni tamamladı. Mektupta şu ifadelere yer veriliyordu:
“200 yıl boyunca toprağı, yaşamı, ailesi ve özgür olma hakkı için savaşan yerli halka şöyle dedik: ‘İndir silahını arkadaş, gel beraber oturalım. İndirirsen eğer silahını arkadaş, barıştan söz ederiz senle, anlaşırız senin hayrına.’ Silahlarını indirdiklerinde ise onları katlettik. Onlara yalan söyledik.”
Aslında bu mesajın bu kısacık bölümü ABD’nin sadece Kızılderililere değil, gittiği tüm yerlerde katliamcı yüzünü göstermektedir. Barış maskesi altında temas ettiği tüm toplumlarda kanın, gözyaşının ve ölümün adı olmuştur ABD. Vietnam’da, Hiroşima’da, Nagazaki’de, Afrika’da, Asya’da..
Marlon Brando adına sahneye çıkan Sacheen Littlefeather’in yaptığı konuşma

“200 yıl boyunca toprağı, yaşamı, ailesi ve özgür olma hakkı için savaşan yerli halka şöyle dedik: ‘indir silahını arkadaş, gel beraber oturalım. indirirsen eğer silahını arkadaş, barıştan söz ederiz senle, anlaşırız senin hayrına.’
Silahlarını indirdiklerinde ise onları katlettik biz. onlara yalan söyledik. onları topraklarından koparmak için kandırdık. onları açlığa mahkûm ettik, ki hiçbir zaman sadık kalmadığımız ve adına antlaşma dediğimiz o kağıtları zorla imzalasınlar. onları, yalnızca yaşamın anımsayabileceği kadar uzun bir süredir yaşam vermiş bu kıtada dilencilere döndürdük. ve tarihi nasıl yorumlarsanız yorumlayın, ne kadar çarpıtırsanız çarpıtın: biz doğru davranmadık. ne adil davrandık ne de dürüst. onlara ne haklarını iade etmek zorundaydık ne de antlaşmalarımıza sadık kalmak.. çünkü gücümüzün üstünlüğü bize diğerlerinin haklarına saldırma, mallarını gaspetme, yalnızca yaşamlarını ve özgürlüklerini savunmaya çalışırken yaşamlarını ellerinden alma hakkını sağlıyordu. onların erdemleri suça dönüşürken bizim ahlâksızlıklarımız erdem oluyordu.
Fakat bu sapkınlığın ulaşamayacağı bir şey var, o da tarihin büyük hükmü. emin olun tarih bizi yargılayacaktır. ama umurumuzda mı? bu nasıl bir ahlâki şizofrenidir ki, tüm dünyanın işitmesi için ulusumuzun en tepesindeki sesle ciğerlerimiz patlayana kadar taahhütlerimizi yerine getirdiğimizi haykırırız da, tarihin tüm sayfaları ve Amerikan yerlilerinin son 100 yıl boyunca geçirdiği tüm o aç, susuz günler ve geceler bu sesin dediklerinin tam tersini söyler.


Görülen o ki, bu bizim ülkede ‘komşunu sev’ ilkesi ve bu ilkeye saygı artık işlemez hâle gelmiş ve tüm yaptığımız, gücümüzle yapmayı başarabildiğimiz ancak ve ancak, dost da olsa düşman da, yeni doğan ülkelerin umutlarını yok edecek şekilde onlara bizim insancıl, uygar olmadığımızı ve sözümüzü tutmadığımızı göstermek olmuştur.


Belki de şu anda kendi kendinize, ‘hay aksi şimdi bunun akademi ödülleri ile ne ilgisi var canım!’ diyorsunuz. ‘bu kadın burada ne arıyor, hem akşamımızı berbat etti, hem de bizi ilgilendirmeyen konularla yaşamlarımıza girdi, üstelik umurumuzda bile değil. zamanımızı ve paramızı harcadığı gibi bir de evlerimize istemeden girdi.’
Sanırım bu sorulmamış soruların cevabı, sinema dünyasının da en az diğerleri kadar yerlileri küçük düşürmekle, onları vahşi, düşmanca ve kötü göstererek karakterleriyle alay etmekle sorumlu olmasında yatıyor. bu dünya çocukların büyümesi için zaten yeteri kadar zor. yerli çocuğu televizyon izlerken film de izler ve soyunu filmlerde anlatıldığı gibi görünce o zihinlerin nasıl zedelendiğini bilmemiz mümkün değildir.


Geçenlerde bu durumu düzeltecek birkaç sendeleyen adım atıldı, ancak çok az ve çok aksak.. öyle ki, bu mesleğin bir üyesi olarak, bir birleşik devletler yurttaşı olarak bu gece bu ödülü kabul etmek içimden gelsin. öyle düşünüyorum ki bu ülkede şu anda ödül almak ya da vermek, amerikan yerlilerinin durumları önemli oranda düzeltilmediği sürece uygun değildir. eğer kardeşimizden sorumlu olamıyorsak en azından celladı olmayalım. bu gece doğrudan sizinle konuşuyor olabilirdim ancak yaralı diz’e (wounded knee) gidip, ırmaklar aktıkça ve otlar büyüdükçe onursuz kalmaya devam edecek bir barışın kurulmasını engelleyebilmek için elimden gelen yardımı yapmakla daha yararlı olabileceğimi hissettim.

Ümit ederim ki şu anda dinleyenler bunu kabalık olarak addetmez de, yaşayan hafızanın ötesinden beri yaşamlarını destekleyen bu toprakların üzerinde tüm insanların özgür ve bağımsız kalma hakkı olduğuna inandığımızı söylemeye hakkımız olup olmadığı gibi önemli bir konuda dikkati çekmek için yapılmış samimi bir çaba olarak görürler.
Bayan littlefeather’a gösterdiğiniz incelik ve nezâket için teşekkür ederim. hepinize teşekkür ederim ve iyi geceler dilerim.”

Facebook Comments
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir